Varsayalım futbolu seviyoruz

author

SERKAN ALTUNİĞNE

2021.09.01 04:00

Pazar günü oturdum, dedim söz verdim bu hafta bir maç izleyeyim de maç yazısı yazayım. Habire romantikmişçesine futbol yazılarıyla nereye değin. Açtım Altay – Fenerbahçe maçını. Nasıl hazırım fakat, önümde not kağıdı falan var çok ciddiyim. İlk 10 dakika geçti notlar alıyorum. “Organize hücum demin yok, Fenerbahçe Altay savunmasını göbekten arkaya atılan toplarla geçmeye çalışıyor.” “Altay hemen şimdi savruk, uzun zaman daha sonra ilk büyük maçı oynamanın getirdiği coşku arzu fakat onlara yan bir acelecilik ve sakarlık var.” Bak bak notlara bak… Sonra altına “dövme buğday, keçi eti…”falan diye bir şeyler yazmışım. Keşkek yapıcam annemleri ziyaretimde. Sonradan Bobo çizmişim bir tane. Akabinde yararsız karalamalar. 20. Dakika notları yazmışım. Altı abes. “Ferdi” yazmışım örneğin nedensiz. Kendime hatırlatma mı bundan böyle neyse bilmiyorum. Bir ara duvara bakarken yakaladım kendimi. “İlk şut!” diye bir şey yazmışım ama dakikası değil. Seslenmek fakat 20. Dakikadan sonradan. Muhtemelen de baya bir sonra… İlk yarının bittiğini ise dolabı açmış yutmalık bir şeyler bakarken spikerin “..ve ilk kırkbeş dakika sona eriyor” anonsuyla farkettim.

Devre arası olunca eşimin yanına gittim. Masterchef izliyor. Dur dedim devre arasında buna bakarım. Tunahan Ezine’den muhallebi yapmış üstüne domates sosu gibi bir şey. Fesleğenli falan… Becerikli bir tatlı. Dedim güzel. Hamza diye bir yarışan var “İnşallah elenir” iç sesiyle yaptığı yemeğin tadımını izledim, güzeeel… Şefler de beğenmedi. Mehmet şef zaten beğenmeyince belirli ediyor fazla. “Bakıcaz!” dediği zaman %90 beğenmiş oluyor. Ama ara sıra öbür bir tonlamayla “bakıcaz” dedi mi %10’luk kısma giriyorsun demek. Hamza’veya böylece dedi. O tonlamanın anlamı şu; “Yani fena bir yemek ama bakıcaz senden daha kötüsü var mı? Yoksa yandın evladım…” Hamza fakat tabii anlamadı. Olur Ya de anlamıştır. Bilemiyorum, o çocuğun bakışlarından anladı mı anlamadı mı, orada mı değil mi anlaşılmıyor… Neyse daha sonra Şatafat, Hamza ve Tahsin son üçlüye kaldı. Dedim “Olm Hamza sen gidersin…” gitmedi. Oluyor o kadar şeyler. “Bazen fazla istiyorsun iyi pozisyonlara da giriyorsun fakat o top kaleye girmiyor. Geçemedik Hamza’yı. Bundan Böyle önümüzdeki maçlara baht…” derken maçın 2. yarısı aklıma geldi.

“Ve doksan dakika sona eriyor. Fenerbahçe, Altay deplasmanından 3 puanla dönüyor” anonsu eşliğinde maçın en azından bitişini yakalamış bulundum. Anladığım kadarıyla Fener 2. yarıda 2 gol bulmuş ve maçı kazanmış. Denizli hocama üzüldüm. Maç notlarımın altına “Keşkek’i boşver yaa mangal yaparız” yazdım. Masterchef’deri futboldan daha çok müsamaha aldığım karanlık bir dönemindeyim sanırım hayatımın. Ama seyirciden hala mutluluk duyuyorum. İzmir’de tribünleri doymuş Altay taraftarını coşkulu görünce hoşuma gitti. Maça gitmeyeli de baya oldu. Bir ara 1. FC. Union Berlin maçına gideyim de hasretim dinsin diye düşündüm. Kim bilir şayet futbolu da tekrar severim. Bizim lige bakınca öyle sevme imkanın kalmıyor çünkü…

Bugün de yazı yazıcam. Notlara baktım “lan bundan bir yazı çıkar mı acaba?” derken Ferhan Şensoy’un bu diyarlardan gittiğini öğrendim. İyice tadım kaçtı. Pandemi, mandemi derken sahnelerden uzaktı lakin hiç değilse Podcast’leriyle bize kasıt katıyordu. Ara Sıra böyle oluyor, çok istiyorsun müsait pozisyonlara da giriyorsun tam gol atıcam derken hayat sana gol atıyor. Sana da “Varsayalım Ferhan Şensoy ölmedi, varsayalım biz de futbolu hala seviyoruz…” aramak düşüyor.

Yorum yapın