Trabzonspor haberleri | Bruno Peres: Abdullah Avcı benim gibi!

Trabzonspor Dergisi’nin 190. sayısına konuşan Bruno Peres, futbola Sao Paulo’nun bir köyünde başladığını dile getirerek, “Futbola sekiz, dokuz yaşlarında başlamış olsam da bu işi yani futbolu profesyonel bir meslek olarak yapmaya karar verdiğim yaş on birdi. On bir yaşıma geldiğimde yeteneğimi fark ettim ve bu işi fiilen ciddiye alıp, ciddi bir biçimde yapabileceğimi gördüm. Futbola ciddi anlamda futbola başlangıç yaşımı 11 olarak kabul edebiliriz” ifadelerini kullandı.

Hayatını futbola adadığı sürece tekrar tekrar en iyisini hem kendi için hem ekip arkadaşları için isteyen biri olacağını dile getiren Peres, “Bruno Peres gerçekte adanmışlığıyla takımlarına verebileceğinin maksimumunu vermeye çalışan, keza saha içinde keza de saha açık havada sadece kendisi için yok ekip arkadaşları için de en iyisini isteyen biridir. tekrar tekrar mutlu olmaya çalışır, mutluluğun yanına da insanları mutlu etmeye çalışır. Yarışmacı ruha daima sahiptir çünkü daima ister. Bu her zaman kazanma isteğiyle birlikte fiilen birazcık daha futbol karakterim de ortaya çıkmış oluyor çünkü hiçbir vakit kaybetmeyi kabullenen biri olmadım. Hiçbir vakit da olmayacağım. Hayatımı bu işe adadığım sürece defalarca en iyisini ayrıca kendim için keza ekip arkadaşlarım için isteyen biri olacağım” şeklinde konuştu.

“EKSİK OLAN YÖNLERİMİ İNSANLARIN EN DOĞRU ŞEKİLDE SÖYLEMESİNİ İSTERİM”

“İstekli, içten ve yarışma içinde inisiyatif bölge bir oyuncu olduğunu görüyoruz. Artıları ve eksileriyle saha içinde bu özelliklerinin yansımalarını bizlerle paylaşır mısın?” sorusu üstüne Brezilyalı futbolcu, “Aslında bu özelliği saha içi veya saha dışı olarak ayırmamak lüzumlu. Çünkü saha içerisinde böyle bir özelliğe sahipseniz ya da saha içinde aynı özellikleriniz varsa saha dışına da mutlaka bu yansıyor. Bilhassa saha içinden söz etmek gerekirse; takım arkadaşlarımla defalarca açık bir iletişim kurmaya çalışan ve onlara en doğru şekilde yaklaşmaya çalışan biri oldum. her zaman ve hayatım baştan başa da böyle olacağım. Çünkü iletişimin doğrusunun bu olması gerektiğini düşünüyorum. Doğruyu söylediğiniz zamanlarda yalnız kalabilirsiniz bunun biraz bedelini ödeyebilirsiniz lakin millet sizin içten biri olduğunuza inandıklarında onlar sizi böyle biri olarak görmeye başladıklarında iletişimin ve saha içerisinde yaşadığınız her şeyin daha kolay olduğunu siz de fark edebiliyorsunuz. Çünkü sahaya çıktığınızda tek amacınız takımın galibiyeti ve takımın kazanması ortak bir hedefiniz var ve bu müşterek hedefe yürürken ekip arkadaşlarınızla birlikte en doğrusunu ve en iyisini yapmaya çalışıyorsunuz. Benim de beceriksiz olan yönlerimi insanların en dürüst şekilde söylemesini isterim. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum daima. Tabii oysa dediğim gibi bu tekrar tekrar sizi mutlu etmeyebiliyor fakat ben defalarca herkesle beraber arkadaş olmaya çalışan ve herkesle en iyi iletişimi kurmaya çalışan bir kişi oldum. Bundan sonrada hayatım boyunca da her zaman bunu devam ettirmeye çalışacağım” diye konuştu.

“TRANSFER SÜRECİ BENİM ADIMA ASLINDA ÇOK HIZLI GELİŞEN BİR IŞLEM OLDU”

Trabzonspor’dan öneri geldiğinde fazla mutlu olduğunu kaydeden Peres, “Aktarma süreci aslında fazla çabuk büyüyen bir işlem oldu. Menajerim bana Trabzonspor’un teklifinden bahsettiğinde ilk meslek olarak natürel fakat şehri, kulübü ve bütün detayları daha detaylı bir şekilde araştırmaya başladım. Gelmeden önce kulübün nasıl bir kulüp olduğundan ya da büyüklüğünden zaten haberdardım ve bilmem gereken ufak ayrıntı eksikti şayet de. Bunları araştırdım, arkadaşlarıma sordum. Fakat zaten Trabzonspor gibi büyük bir kulüp size teklifte bulunduğunda yalnızca mutlu olabilirsiniz ve bu teklifin detaylarını düşünürsünüz. Bizim de transfer sürecimiz böyle gelişti doğrusu. İlk duyduğum andan itibaren fazla mutlu oldum ben de. Tüm detayları konuştuk. Işlem fazla ağır da ilerlemedi aksine tam da tez gelişen bir işlem oldu. Ve fazla çabuk bir anlaşmaya varabildik çünkü ben de zaten buraya gelme isteğindeydim. Buraya geldikten sonradan da zaten gelmeden önce baktığım, araştırdığım tüm her şeyin ne kadar doğru olduğunu gördüm. Önümüzde de fazla kayda değer bir gelecek olduğunu düşünüyorum birlikte” ifadelerini kullandı.

“KULÜBÜMÜZÜN VE BU ŞEHRİN BAŞARIYA ULAŞABİLMEK ADINA ELİNDE HER ŞEY VAR”

Trabzonspor ailesinin bir parçası olduktan daha sonra bordo-mavili kulübün büyüklüğünü, taraftarın kulübe olan o sevgisinin büyüklüğünü görmüş olduğunu vurgulayan başarılı futbolcu, “Trabzonspor’a gelmeden önce takımımız hakkında doğrusunu anlatmak gerekirse tam anlamıyla biliyor muydun diye soracak olursanız natürel fakat tam anlamıyla bildiğimi söyleyemem. Gelmeden önce fikirlerim vardı fakat kulübün bu dek büyük bir kulüp olduğunu, taraftarların kulüplerini gerçekte ne dek sevdiklerini bu detaylarıyla ben de görmemiştim daha önce. Muhakkak fikirlerim vardı lakin buraya gelip işin içine girdikten sonradan, şehirdeki insanları tanıdıktan sonradan, taraftarların kulübe hissettikleri o aidiyeti ve o sevgiyi gördükten daha sonra her şeyin fazla daha fazla farkına varabiliyorsunuz. Benim için de böyle gelişti fiilen. Gelmeden önce bahsettiğim gibi fikirlerim vardı fakat geldikten daha sonra ve bu ailenin bir parçası olabildikten sonradan ancak işlerin ne kadar büyük olduğunu, Trabzonspor’un büyüklüğünü, taraftarın kulübe olan o sevgisinin büyüklüğünü görmüş olabildim. Zaten bu sevgi ve bu aidiyet duygusu bizi başarıya ulaştıracak diye düşünüyorum. Kulübümüzün ve bu şehrin başarıya ulaşabilmek namına her şey elinde var sadece bunları ortaya çıkarması gerekiyor” biçiminde konuştu.

“GENÇ ARKADAŞLARIMIZIN GERÇEKTEN ÇOK ÖNEMLİ POTANSİYELLERİ VAR”

Trabzonspor’un genç oyuncularında büyük potansiyel olduğunun altını çizen 31 yaşındaki futbolcu, “İlk günler defalarca çok güç olur. Benim için de böyle oldu açık konuşmak gerekirse. Çünkü yeni bir takıma geliyorsunuz, yeni bir şehre geliyorsunuz ve yeni takım arkadaşlarınız var. Oysa ekip arkadaşlarım geldiğim ilk andan itibaren beni o kadar iyi karşıladılar oysa sözde buraya geldiğimde hepsini daha önce tanıyormuşum gibiydi ve hepsiyle sözde yıllar öncesinden bir ilişkimiz varmış gibiydi. Bana gösterdikleri o sevgi ve hürmet bu konuda her zaman müteşekkir olacağım. Çünkü bana aslında fazla yakın olma gösterdiler. Geldiğim ilk andan itibaren kulübün bir parçası gibi hissettirdiler. Takım arkadaşlarım zaten tümü çok kaliteli oyuncular ve gerçekte çok yetenekliler. Bunu hem oynadığımız maçlarda hem kendi aramızda yaptığımız o maçlarda veya kendi aramızdaki idmanlarda da zaten görebiliyorsunuz. Tümü çok kabiliyetli oyuncular. Çoğunun önünde fazla manâlı gelecekler var. Genç arkadaşlarımızın sahiden fazla manâlı potansiyelleri var ve bu potansiyeli gerçekleştirebilecek yetenekteler. Saha içerisinde fırsat buldukça zaten onu da gösterebilecek kalitedeler. Dediğim gibi hem takımın kabiliyetli oyuncularında ayrıca de deneyimli oyuncularında büyük bir yetenek var. Genç oyuncularda da büyük bir potansiyel var diye görüyorum ve takımın önünde çok manâlı bir gelecek var diye düşünüyorum” dedi.

“SÜPER LİG’DE MINIK DETAYLARLA KAZANIYORSUNUZ VEYA O UFAK DETAYLARLA O MAÇI KAYBEDEBİLİYORSUNUZ”

Süper Lig’in fazla güç bir lig olduğunu düşündüğünü belirten Peres, sözlerine şöyle devam etti:
“Ben Süper Lig’in gayet yarışan ve gayet kuvvet bir lig olduğunu düşünüyorum. Çünkü maçları çoğunlukla ya küçük detaylarla kazanıyorsunuz veya o küçük detaylarla o maçı kaybedebiliyorsunuz. Ligde oynayan oyuncuların kalitesi de bahsetmeye layık. Çünkü bu oyuncular sahiden çok üstün yetenekli oyuncular ve birçok da çok kaliteli yerlerden, çok nitelikli takımlardan geliyorlar. Bu da zaten ligin ne kadar baskı bir lig olduğunu gösterebiliyor. Oyuncuların tamamının ve takımları düşündüğünüzde bunların hepsinin önünde kayda değer bir gelecek var çünkü bu oyuncular gelecekte daha iyi yerlere gelebilecekler ve öğrendikleri tecrübelerle birlikte fazla daha iyi performanslar gösterebilecekler. Dolayısıyla Süper Lig’in ben fazla kuvvet bir lig olduğunu düşünüyorum.””

“TAKIMINA GOL VE ASİST KATKISI YAPMAYA ÇALIŞAN BİR OYUNCUYUM”

Bir bek oyuncusu olarak önceliğinin defalarca savunma yerine getirmek olduğunu dile getiren Bruno Peres, “Daha doğrusu savunmayı iyi yapabilmek ve ekip arkadaşlarının iyi savunma yapabilmesine asistan yapabilmek. Fakat ara sıra öne çıktığımda, hücuma katıldığımda etkin olmaya çalışan ve etkili olurken de takımına gol ve asist katkısı yapmaya çalışan bir oyuncuyum. Çünkü eğer bir bek oyuncusu olarak keza iyi savunma yapar ayrıca de top size geçtiğinde iyi atak yapabilirseniz takım arkadaşlarınıza pozitif bir opsiyon oluşturma fırsatınız oluşuyor. Ben de kendimi düşündüğüm vakit, kendi karakterimi ve kendi oyun karakterimi düşündüğüm zaman her zaman hücumu seven ve hücumda yer almaya çalışan bir bek oyuncusu oldum. Bu benim genlerimde var gerçekte hamle yapabilmek. Dolayısıyla önceliğim natürel oysa savunma ama hücuma çıktığımda, takıma hücumda muavin olduğumda da kendimi ekstradan mutlu hissediyorum” açıklamasında bulundu.

“CAFU İNANILMAZ BİR İNSAN, İNANILMAZ BİR FUTBOLCUYDU”

‘Oyun tarzını dünya futbolundan kime benzetiyorsun?’ sorusuna Peres, “Gerçekte bu soruyu iki şekilde cevap verme istiyorum. Futbola başlamadan önce ve futbola başladıktan sonradan. Çünkü futbol öncesinde benim hep hayalini kurduğum oynarken bakmak istediğim oyuncu daima Pele oldu. Ondan sonra da Brezilyalı fenomen Ronaldo, gerçek Ronaldo. Çünkü onunla beraber oynadığınızda, onu gördüğünüzde sahiden inanamıyorsunuz. İnanılmaz bir yetenek. Futbola başlamadan önce ben hep onu peşine düşüp takip etmek, her zaman onun maçlarını izlemek isterdim. Ancak futbola başladıktan sonra keza de kendi pozisyonumdan bir örnek atamak icabında Cafu hiçbir kararsızlık duymadan hiçbir başka ismi bile aklıma bile getirmeden ilk verebileceğim misal o. İnanılmaz bir insan, olağanüstü bir futbolcuydu. Kendi pozisyonuma dair onu kendime bir öncü olarak görüyorum defalarca” diye cevap verdi.

“KAZANMAYI ADALET EDEN TARAF BİZDİK”

UEFA Konferans Ligi’nde eski takımına karşı oynanan iki zorlu müsabakayı değerlendiren Brezilyalı futbolcu, “Sahiden iki maçta benim adıma çok özel anlar ve özel maçlar oldu. Çünkü karşı taraf takımı düşündüğünüzde birçok yıl oynadığım, içerisinde çok fazla arkadaşımın olduğu, hatta orayı artık evim gibi gördüğüm bir yere karşı oynadım. İlk maçı düşünürsek eğer birincil maçın sonucunun çok adil bir sonuç olduğunu düşünmüyorum açık konuşmak gerekirse. Çünkü kazanmayı yargi eden taraf bizdik. İyi de bir oyun ortaya koymuştuk ve netice çok bambaşka olabilirdi gerçekten. İkinci maçta özellikle tekrar iyi bir oyun ortaya koyduk lakin maalesef istediğimiz sonucu elde edemedik. Natürel fakat elendik, elenmekten mutlu değiliz fakat Avrupa’da Trabzonspor’un gücünü böyle büyük bir takıma karşısında, böyle kayda değer bir takıma karşısında gösterebildiğimiz için ve Trabzonspor’un yapabileceklerini insanlara gösterebildiğimiz için mutlu oluyoruz. Fakat benim için fazla özel anlardı o iki maçta” ifadelerini kullandı.

“FUTBOL BENİM İÇİN BÜYÜK BİR HEVES”

Gelecek kariyeri hakkında çok artı düşünen biri olmadığını kaydeden 31 yaşındaki futbolcu, “Ben kendi geleceği hakkında fazla pozitif düşünen biri değilimdir. Aslında hayatım baştan başa da hiç böyle biri olmadım. Genel Olarak eşim böyle konuşmaları yapmayı sever kariyerim sonrasında, futbol ardından neler yapmam gerektiğini o anlatır sahiden fakat belirtilen bir kararı az önce almış değiliz. Onunla beraber düşünüyoruz doğrusu neler yapmamız ya da nelerin bizim için daha iyi olacağını, hangi yolu tercih etmemiz gerektiğinin konuşmalarını sürekli yapıyoruz aslında. Futbol benim için bir heves fakat kariyerim ardından belki gelecekte futbola devam edecek miyim, futbolun içinde mi olacağım yoksa fazla uzağında mı olacağım bunu bilmiyorum lakin futbol benim için daima bir açık kapı olacak. defalarca futbolun içinde edinmek isteyen biri olacağım çünkü bahsettiğim gibi futbol benim için büyük bir arzu. Fakat şu lahza için gelecekle ilgili doğrusu fazla fazla düşünen biri değilim. Çok pozitif bir hedefim değil şu lahza için. Natürel oysa hedeflerim, isteklerim var oysa futbol sonrası ya da fazla uzun gelecekte neler yapacağımı inanın ben de bilmiyorum demin” dedi.

“FUTBOLA ÇOK DOKUNULMAMASI TARAFTARIYIM”

“Futbolun başındaki kişi ben olsaydım eğer natürel ama bazı kuralları, bazı minik detayları başkalaşmak isterdim” diyen Peres, “Ama futbola fazla dokunulmaması taraftarıyım. Şu an itibariyle gerçekten önümüzde çok güzel bir oyun var ve buna çok fazla dokunma taraftarı değilim. Düşünecek olursak değiştireceğim şeylerden belki de en büyüğü fiziksel yetersizlikler nedeniyle maçlara gelemeyen, maddesel yetersizlikler sebebiyle takımına istediği desteği veremeyen taraftarlar için bir şey gerçekleştirmek olabilirdi. Belki bilet fiyatlarında ya da ola ki onlara yapılacak yardımla birlikte onlara tanınacak kolaylıklarla o taraftarları da stadyumlara daha pozitif çekebiliriz. Ve onların takımlarıyla beraber bir bütün olmalarını sağlayabiliriz. Ama bahsettiğim gibi öyle genel anlamda büyük bir değiştirme yapmazdım futbolda” değerlendirmesinde bulundu.

“ABDULLAH AVCI BENİM GİBİ BİRİ”

Teknik Direktör Abdullah Avcı ile çalışmanın ayrıca fazla kolay hem de çok zevkli olduğunu belirten Bruno Peres, sözlerine şöyle devam etti:
“Benim için hocamız Abdullah Avcı’dan dile getirmek çok basit olacak fiilen. Çünkü kendisi de gerçekten benim gibi biri. Açık, dürüst, iletişime daima açık olan birisi ve tekrar tekrar fikirleri olan biri. Sahaya çıktığınızda, onunla beraber çalışmaya başladığınızda hocanızın fikirleri olduğunu, hocanızın bu işleri daha evvelden düşündüğünü ve takımı için en iyisini yapmaya çalıştığını zaten görebiliyorsunuz. Ve düşüncelerini, bizim hakkımızdaki ve karşı taraf hakkındaki düşüncelerini fazla net açıklayan, yapmamız gerekenleri fazla dürüst bir şekilde ve hiçbir şekilde başka kelimelerin ardından sığınmadan anlatabilen birisi. Dolayısıyla kendisiyle amaçlamak benim için hem fazla kolay keza de çok zevkli. Dolayısıyla her zaman zaten ne dek sıkı çalıştığını ve takımı için en iyisini yapmaya çalıştığını görebiliyorsunuz. Buraya gelmeden öncede zaten kendisi bilinen bilinen bir isimdi ve tanrıya şükürler olsun ama sonuçlarında gelmesiyle, sonuçlarında onu rahatlatmasıyla birlikte hocamızın da takımımızın ne değin çalıştığını, ne kadar iyi işler çıkardığını ve birlikte büyük başarılar kazanabileceğinizi zaten görebiliyorsunuz. Umuyorum zaten bu yolun sonunda da her zaman beraber büyük bir sevinç yaşayacağız. Bunu görüyorum.”

“GENELDE EŞİMLE BİRLİKTE EVDE VAKIT GEÇİRİYORUZ”

Türk kültürünü tanımak istediğini kaydeden Peres, “Çoğunlukla eşimle birlikte evde süre geçiriyoruz. Boş zamanlarımızda ve vakit olduğunda eğer seyahat edebileceksek keza Trabzon içinde ayrıca de Trabzon dışında Türkiye’nin turistik kayda değer yerlerini görme fırsatı bulabiliyoruz. Bir Takım zamanlarda gerçekte çok hoş yerler olduğunu duymuştuk fakat bu güzel yerleri görebilme fırsatımız yeni yeni oluşuyor. Her oluşan fırsatta da her önümüze çıkan o abes günlerde de mutlaka bir yerleri görmek ve tanımak istiyoruz. Başlica eğer maç haftasındaysak evde kalmayı, dinlenebilmeyi ve eşimle süre geçirebilmeyi istiyorum. Türk kültürünü tanımak istiyorum dolayısıyla dışarı çıkmak, görebilmek ve insanlarla konuşabilmek istiyorum. Buna çabalıyorum zaten. Trabzon’un çoğu yerini gördüm ve birçok insanı tanıdım gerçekte. Artık buranın yabancısı değilim çünkü bundan böyle bilebiliyorum neyin nerde olduğunu. Dolayısıyla bundan böyle buraya ait hissediyorum kendimi. Oysa onun haricen da Türkiye’nin tüm yerlerini görebilmek ve bütün o turistik önemli yerlerini tanıyabilmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

“BABAMLA MANGAL PARTİLERİMİZ OLURDU, ONU BİRAZ ÖZLÜYORUM”

Trabzon’a geldiklerini günden beri halkın gösterdiği ilgiden bahseden Brezilyalı futbolcu, “Herkes çok muavin olmaya çalıştı. Sokakta gördükleri her saniye bir şeyler vermeye, bir konuda destek etmeye çalıştılar. Dolayısıyla bu kültüre alışmak, bu insanlara alışmak bizim için hiç baskı olmadı. Ancak ilk olarak natürel ki her değişimde olduğu gibi biz de bambaşka bir şehirden, ayrı bir kültürden geliyor olmanın etkisiyle güçlük yaşadık. Çünkü bizim içinde kuvvet bir işlem oldu birincil günler özellikle. Bambaşka bir yaşam ritminden geliyorsunuz, geldiğiniz şehir halkı fiziken iki, üç kat daha büyük bir şehir orada farklı bir hayatınız var. Bunlara alışabilmek biraz daha sakin bir hayat tarzına alışabilmek tabii ki özellikle ilk günlerde fazla kolay olmuyor. Oysa buraya alışmamız bizim için fazla uzun bir işlem almadı. Bizim için fiilen basit bir işlem oldu diyebilirim. Çünkü aynı bir kültürümüz var. Biz de aslında benzer şeyleri yaşıyoruz hayatta. Yemek olarak ola ki de Roma’da daha öbür yediğimiz yemekler de vardı oysa tabii ancak burada daha öbür şeyler var. Onları arada bir özlüyorsunuz belki ama bahsettiğim gibi öyle beğenmediğimiz herhangi bir şey değil. Babamla mangal partilerimiz olurdu ola ki onu azıcık özlüyorum fakat burada da tabii oysa yapma fırsatımız olacak. Bahsettiğim gibi genellikle zaten bize de yakın bir kültür olduğu için ne ben ne de ailemden hiç kimse burada kendini yabancı biri gibi hiçbir vakit hissetmedi” biçiminde konuştu.

“KIZIM TRABZONSPOR AİLESİNİN YENİ BİR NEFERİ OLACAK”

Yakın zamanda bir kız çocuğu babası olacak Peres duygularını şu şekilde yanıtladı:
“Kız çocukları daha şiddet olur derler. Zaten benim bir kız çocuğum daha var o da aynı şekilde olmuştu. Tekrar doğacak olan kız çocuğum ile birlikte tabii oysa kolay anlar olmayacak bizim adımıza. Şaka bir yanlamasına fiilen fazla bambaşka duygular bunlar. İnsanı çok mutlu eden duygular. Fazla uzun süredir bekliyoruz bunu, sabırsızlıkla bekliyoruz onun doğum anını. Çünkü o doğduğunda aileye yeni bir kişi katılacak ve Trabzonspor ailesinin yeni bir neferi olacak bununla birlikte. O da bizlerle beraber bu takımın başarısı için mücadele edecek. İlk doğduğu andan itibaren bizden biri olacak. Sabırsızlıkla bekliyoruz doğumunu ve onu görebilmeyi. Ve onun dünyaya gözlerini açtığı ilk belli başlı şahit olabilmek ayrıca benim keza de eşim adına olağanüstü duygular olacak. Artı bir vakit da kalmadı doğrusu. Yakında çocuğumuzda doğmuş olacak ve onun doğumuyla birlikte umuyorum o da takımımıza daha da talih getirecektir mutlaka.”

“BEN MUTLULUĞUN BULAŞICI OLDUĞUNA İNANAN BİR İNSANIM”

Keza saha içinde hem de saha dışarıya yaşam amacının mutlu etmek olduğunu dile getiren Bruno Peres, “Ben mutluluğun bulaşıcı olduğuna inanan bir insanım. İnsanlara mutluluk bulaştırabilirsiniz ve insanları mutlu edebilirsiniz. Çünkü bir gülüş ve bir gülücük çoğu şeyi değiştirebilir. İnsanın bir gününü belki de hayatı baştan başa unutamayacağı o günü mutlu geçirmesini sağlayabilirsiniz. Tek bir hayatımız var ve bu tek hayatı en iyi şekilde yaşamak, en mutlu şekilde yaşama taraftarıyım. Natürel ama hayatta birçok güçlük var, tabii ancak hayatta birçok endişe var doğrusu oysa bunlara kapılmamak, ola ki de bunlara teslim olmamak kayda değer olan. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum. Hayatım baştan başa mutlu olmaya çalışan bir insan oldum ve etrafımdakileri de mutlu etmeye çalışıyorum. Her anımı en güzel en iyi şekilde yaşamaya çalışıyorum ve insanları mutlu edebilmeye çalışıyorum. Keza saha içinde ayrıca de saha haricen benim hayat amacım hep böyle oldu” dedi.

“TRABZONSPOR TARAFTARLARININ DESTEĞİNE ÇOK İHTİYACIMIZ VAR”

Trabzonspor taraftarının sevgisine fakir olduklarını vurgulayan 31 yaşındaki futbolcu, “Taraftarlarımıza bir mesajım var. Çünkü alışılagelmiş hayatta çok artı irtibat kurma veya fazla fazla fikirlerimizi paylaşma, duygularımızı paylaşma fırsatımız olmuyor. Keza iletişimden dolayı hem de zaman bulamamaktan nedeniyle bunu başaramıyoruz. Ben insanlara daima benzer şeyi söylemeye çalışıyorum, beraber mutlu olabiliriz. Bilhassa Trabzonspor taraftarlarının desteğine çok ihtiyacımız var. Çünkü sezon sonunda eğer bir başarı yakalayacaksak, eğer beraber mutlu olacaksak bunun doğrusu anahtarı birbirimize göstereceğimiz sevgi ve yardım. Biz onların sevgisine muhtacız aslında. Çünkü destekliyorlar ve her zaman yanımızdalar. Onlardan özel olarak ricam bizi desteklemeye devam etsinler, o sevgiyi göstermeye devam etsinler. Sezon sonunda da bu mutluluğu beraber paylaşabilelim” diye konuştu.

Yorum yapın