Kabahatin çoğu

author

SERKAN ALTUNİĞNE

2021.09.23 09:11

Bir futbol izleyicisinin en sevdiği şey maçlarda yaşanan geri dönüşler olmalı. Tuttuğunuz ekip eğer geri dönüyorsa verdiği müsamaha üç beş kat daha fazla oluyor. Mevzubahis maçı objektif olarak peşine düşüp takip ediyorsan da tekrar benzer derecede zevkli oluyor. Yine De tarafsız olman pek muhtemel yok bu oyunda. Yani seni zerre ilgilendirmeyen iki takımın maçını izliyor olabilirsin, biri diğerine birincil yarıda 3 tane atmış olabilir. Ne zaman ki geride olan o maçı 3-3’e getirir işte o süre tarafsız da olsan büyük ihtimalle geriden gelen takıma sempati duymaya başlarsın. Onun dördüncü golü de atmasını arzularsın. Dördüncü gol geldiği anda da büyük bir memnuniyet yaşarsın. 3-0’dan 3-3’de iyidir ama 3-4 muazzamdır. 3-5 oldu mu ise asidi kaçmış kolaya benzer. 3-6 vs. gibi skorlar geri dönüşün tüm dadını alır götürür. O noktada “Lan madem rakipten iki veya daha artı gol atabiliyordunuz neden bitmiş atıp da bizi rahatlatmadınız?” siniri kazanç izleyene.

Buradan teknik direktör ve takımlara çağrımdır; geri dönecekseniz 2-0’dan 2-3, 3-0’dan 3-4, 4-0’dan 4-5 gibi skorlara geri dönün. Sonra bir gol daha atıp canımızı sıkmayın.

Beşiktaş’ın son iki maçı nesnel izleyenler için iki inanılmaz geri dönüş yaşattı bize. Gerçekten bir futbol izleyicisi için epeyce tatmin edici olması gereken 2 maç izledik 3 gün arayla. Beşiktaşlılar için birincil maçın tatmin seviyesi ne dek yüksekse Adana DS maçınınki de benzer oranda yıkıcı olsa lüzum ama futbolun güzelliği burada bana tarafından. Aleyhine aşırılı sonuçlarla eğlenceli oluyor futbol en düşük lehine aşırılı sonuçlar dek. Fakat Adana DS’nin son dakika golündeki nizami olmayan sorumluluk gibi hadiseler kaçırılınca hakemler göre (çünkü niçin kaçırmasınlar ki?) tekrar birazcık gazı kaçıyor maçların.

Bu cins pozisyon kaçırmaları her takımın sezon içinde başına en olmasa 2 defa geliyor. Biz de sezon boyu bu 2 kez başlara gelen hadiseleri tartışıp sezonu bitiriyor ve yeni sezona başlıyoruz her yıl. Hatta bir takım hataları aradan 8127663 yıl geçse de konuşmaya devam ediyoruz.

Vaktiyle, futbol maçlarının tamamı naklen ve 58 kamerayla çekilip yayınlanmazken bu değin hakem vs. tartışılmıyordu doğal olarak. Naklen yayınlar futbolu herkesin evine soktu lakin maalesef biraz da neşesini alıp götürdü. Futbolun kendisinden çok magazininin konuşulmaya başlaması da benzer zamanlara eşit geliyor. Magazin dediğim “Hakem şu pozisyonu atladı, bu pozisyonu çalamadı, şurada şeyle bir surat yaptı, burada yaptığı harekete bak” vs güya söylemler. Bunların arasında ise en favorisi “Kafasında tilkiler dolaşıyor!” sözü. Erman Toroğlu’yla hayatımıza girdi. Acaba o tilkiler hakemlerin kafasına siz tv yorumcuları göre yerleştirilmiş olmasın? 90’larda başlayan Kale Arkası ile Erman Toroğlu ve Hıncal Uluç her hafta maç görüntülerini Uğur isimli naklen yayın masası teknisyeniyle birlikte bir ileri bir geri ala ala izleyip hakemlerin ne biçim de nasıl maçları yönetemediğini anlattılar saatlerce tv’de. Güya kendisi fazla süper maç yönetmiş gibi, yarı kendi kafasında “tilkiler” hiç dolaşmamış gibi astı kesti Erman Toroğlu. Daha Sonra Ahmet Çakar devreye girdi falan derken her kanala bir eski hakem ve onun gömdüğü etkin hakemler baskın oldu. Futbolun, teknik strateji işlerinden çıkıp yalnızca hakem konuşmaya başladık neredeyse. Az Kalsın yok natürel bütün olarak öyle. Daha Sonra o da kesmedi, büyük takımların maçlarında muhalif takım oyuncularının hatalarının kusur olmadığını da konuşuyoruz acilen. “Orada kasıtlı olarak topun üstünden atladı, uçarken elini çekti, gol yedi lakin sevindi, eksik gol yedi diye çok sevindi.” Diye diye apaçık oyun adına konuşulacak böylece bir şey kalmadı. Dün akşamki (BJK-ADS) maçın yorumlarını demin okumadım ama muhtemelen maçın 3-0’dan niçin ya da nasıl 3-3’e geldiğine dair 1-2 tane bir şey bulabilirsek buluruz. genellikle maç neden 5 dakika uzamışken 7 dakika oynandı niçin son pozisyonda hakem görmedi üzerine dönüyordur tüm yazılar. Bu atmosferde teknik direktör ve yönetimler de futbolun o tarz detaylarına kafa yormuyorlar. Hemen hakem şeyle etti beriki beyle etti diye konuşuyorlar. Daha Sonra soruyoruz; “Ya bu alıcı (X Yabancı oyuncu) geldiğinde zımba gibiydi derhal niçin pelte gibi oldu?” diye.
E neden olmasın müdürüm afedersin? Zaten kabahatin çoğu onda yok ki… Taraftarlara çağrımdır, yeni aktarma edilmiş her takımdaki yabancı oyuncuları şu haftalar keyifle izleyin; 3-5 haftaya saldım çayıra mevlam kayıra moduna geçecekler çünkü maalesef.

Yorum yapın