GALATASARAY HABERLERİ – Spor yazarları Galatasaray-Lokomotiv Moskova maçını değerlendirdi

SERKAN KORKMAZ – RUS RULETİ

Ruslar (beklendiği gibi) sert oynamayı seçim etmişti. Galatasaray’ın rakibinin bu sertliğe aynı şekilde karşılık verebilmesi ve sahada ezilmemesi hayli önemliydi. Halil Dervişoğlu mükemmel bir futbolcu. Kusursuza yakın bir altyapılar eğitimi aldığı “gün gibi” besbelli. Dün akşamki enfes performansını Diagne veya Mostafa Mohamed’in civarında sergilerse fazla daha faydalı olacağı kanaatindeyim.

Dörtlü ve Feghouli’li bir orta sahanın önünde, Mohamed veya Diagne’nin civarlarında dolaşan bir Halil Dervişoğlu, bana dün akşamkine kadar daha iyi bir ihtimal gibi geliyor. Maça olumlu anlamda damga vuran baş rol kuşkusuz Sofian Feghouli’ydi.

Diagne ya da Mohamed’in onbire girmesiyle kenara alınacak en son adamdır; Feghouli. İlk yarının sonunda, sağındaki takım arkadaşı bomboş iken “ben bunu atarım” diyen Cezayirli, unutulmaz güzellikte bir gole imza attı. Ligde Gaziantep maçının 46. dakikası dakikasına bir anda sahada beliren “Soso” sezon devam ederken üretilmiş bir transfer gibi.

İlk onbirde meydana çıkan Morutan da devingen ve istekliydi lakin genç Rumen’e dair “ideal on bir onun için erken” görüşüm az önce değişmedi. Lokomotiv aleyhinde aksayan isimlerdendi ve Terim onu gereğinden fazla oyunda tuttu kanaatindeyim. Rakipten baskı yese de net pozisyon vermeyen temsilcimizin yediği gol çok tuhaftı. Muslera’nın, burnunun dibinden, kaleye paralel giden o topun geçişine müsaade etmesine inanamıyorum.

Maçın son on dakikası birer puana razı olmayan iki takımın bir o kalede bir bu kalede gol aramasıyla hemen hemen nefes kesti. İki takımın hocaları, tansiyonun boy yaptığı son dakikalarda, oyuncu değişikleri ve taktikleri itibarıyla, içinde tek bir kurşun olan bir tabancayı sırayla şakaklarına dayayıp tetiğini çekiyor gibiydiler.

İki puan kaybı kötü şu lahza için hepimize fena gibi gelse de, grup maçları bitiminde, dün akşam kazanılan bir puanın hiç de küçümsenmemesi gerektiğini sezgi edersek şaşırmayalım.

REHA KAPSAL – IŞIK VAR LAKIN…

Bilhassa ülke puanı açısından Galatasaray’ın Lokomotiv Moskova maçında alacağı galibiyete ihtiyacımız vardı. Bunun bilincinde olan sarı-kırmızılılar, taraftarın da yarattığı yüksek atmosferle birlikte maça tempolu başladı. Top rakipteyken aleyhinde presi, yeri geldiğinde de yöresel baskıları çok dürüst yaparak, çok hızlı toplu ve topsuz olarak hamle geçişleri yaptılar. Zaten eldeki kadronun daha fazla endirekt değil (set hücumu) yerine doğrudan doğruya kaleye giden oyunu oynayacak isimlere sahip olduğundan baskılardan sonraki çıkışları fazla etkili yapıp, plan doğrultusunda da golü bulmayı düşündüler. Ayrıca bu uygulamayla rakibi beceriksiz yakaladığında daha sıcacık hücuma çıktılar.

En büyük sıkıntısı bu kadar yüksek eforlu oyunlarda muhalif ceza sahasının üstünde ve içinde üretkenliklerini yeterli seviyede olmadığından skorun 1-0 Galatasaray lehine dışarı giden dönemde 2’yi bulamamaları, hele ki bu düzey maçlar için tekrar tekrar can sıkıntısı yaratabilir. Sarı-kırmızılılar, Moskova ile aynı dizilişte oynadı. zaman zaman bu oyunlar için Feghouli ve Kerem’in hücumda Halil’i yanına sokmayıp çizgide olmasını sağlayarak, iç koridora yeri geldiğinde sağ bek Yedlin, yeri geldiğinde sol bek Aanholt, girerek sayısal üstünlüğü de sağlaması gerekir. Yani dizilişi 3-4-3 gibi, 2-5-3 gibi formasyon seçenekleriyle pas kanallarını çoğaltması da gerekir. Bunu maçın genelinde zorlama yediği bölümlerde mutlaka yapması gerekirdi.

Hücumdaki çeşitliliğin 3’lü orta sahanın iki 8 numarası Cicaldau ve Morutan’ın Halil’i topla veya topsuz daha pozitif bağlantı oyuncusu olarak daha pozitif kullanması gerekir. Fazla orta saha bölgesinde kalarak oradan servis yapıp oynamaları, dikine toplu veya topsuz alanı eksik kat etmeleri sarı-kırmızılıların hücumda sayısal eksikliği gibi atak repertuarının da etkilenmesindeki en büyük nedenlerinden biridir.

Lokomotiv golü attıktan sonra orta sahaların fazla tez geçildiği, özellikle de bu çabuk kalelere gidilen oyunda Galatasaray, final pasları ve son vuruşlarındaki o beceriyi gösteremedi. baştan sona iyi oynadığı, şayet bölüm bölüm o frekansları rakibine verdiği anlar haricinde galip gelmeyi fazlasıyla hak etmişti. Bu oyunu her gün gelişen sarıkırmızılıların Avrupa Ligi’nde son iki maçında gerekli puanları alıp, bir üst tura çıkacağının ışığını; çaba, hevesli oyun, istek ve arzusuyla veriyor.

Yorum yapın