“Futbol sadece futbol değild…” Yaa hadi abicim hadi!

author

SERKAN ALTUNİĞNE

2021.08.25 04:00

“Seni buraya futbolun çocukken bacakların kırılsa, duyguların incinse bile oynadığın eğlenceli bir oyun olduğunu hatırlaman için getirdim. Yani boşver duygularını, boşver fazla düşünmeyi, tüm bunları boşver oraya dön ve eğlenmene bak!” diyordu Ted Lasso dizisinin son bölümünde, semt arası halı sahasının kenarında eski ekip arkadaşına dizinin en sevdiğimiz karakteri olan Roy Şehir. Tabii “boşver” yerine “Fuck it!” diyordu fakat orası manâlı değil.

Yalnızca futbolu oynayan “profesyoneller” yok biz taraftarlar da bunun dünyanın en kolay oynanabilen en eğlenceli oyunlarından biri olduğunu unuttuk gibi geliyor bana. Kendimden örnek devretmek icabında; son 15-20 yılda futbola manzara açım sürekli galip gelmek, kazanamadığı zaman kazanamamasına farklı alanlara yönlendirilmiş bahaneler ve suçlayacak taraflar bulmak, maçları eğlenerek değil gerginlikten ve sinirden yıkılmış olarak izlemek olarak değişti. Daima duyuyorsunuzdur, hafta sonu takımı maç kazanamadı diye bütün haftası berbat geçen insanları. Ben çocukken maçlar başlar, biz coşkuyla bolca da eğlenerek izler ve maç bittikten sonradan üzerine bir yarım saat muhabbet eder sonra hayatımıza devam ederdik. Şu Anda maçın başlamasını bıraktım, gerginliği hele bir de derbiyse maçtan 1 hafta 10 gün önce başlıyor, katlanarak artıyor. Taraftarlar maç sırasında patlama noktasına geliyor maç sonunda ya üzüntüden sinirden veya galibiyet coşkusundan patlama yaşıyor. Derbi maçı kazandıktan daha sonra sadece sevinç yaşamış fazla az insan görüyorum bundan böyle. Mutlu olamıyor kimse. “Kazandıııaaakk!” coşkusuyla sosyal medyada rakiplerine hatta sırf o gün oynadıkları rakiplerine değil, karşı taraf olarak gördükleri kim hangi takım varsa onlara da nefret edilen şey kusuyor.

Haberdar Olan bilir Galatasaraylıyım. Çocukken bizim ekip maç kaybettiğinde eğer yarım saatten fazla üzülürsem babaannem “Aman sözde sana para mı veriyorlar, sen neden üzülüyorsun bu değin?” diye sorardı. Babaannemin her şeyin ölçüsü olarak parayı kullanmasının yanlışlığı bir yana özünde haklı bir soruydu. Ya sen taraftarsın, cilalı takımın kaybetti üzüldün fazla normal de neden karalar bağlıyorsun arkadaşım? Maç bitti gitti. Sezonlar da bitiyor gidiyor. Hayatımızın tam ortasına futbolu yerleştirmenin, üstelik de çoğunlukla bize üzüntü veriyorsa anlamı ne? E biz neden izliyoruz bu oyunu eğer eğlenmiyorsak? Evet, futbol bazen kazanma sevinci genelde kaybetme üzüntüsüdür. 44 yaşımdayım, dediğim gibi Galatasaray’ı tutuyorum, benim yaşıtlarım aralarında en fazla şampiyonluk sevinci yaşamış ekip Galatasaraylılar. Lakin ben bile hadi 10 yaşıma değin olan kısmı “boşver” 34 yılda 15 tane şampiyonluk görmüşüm. 19 sene ekip şampiyon olamamış. Hiç de olamayabilirdi. pek abuk subuk fakat şu “Şampiyonluk” unvanına ya da galibiyet kıstasına bu değin tutulmak.

Hayatında bir kez maça gitmiş, doymuş tribünlerde takımının maçını izlemiş olanlar bilirler; tribünden sahaya yayılan bir elektrik vardır. Takımı başlıca bir yerden bir başka yere taşır. Artık enerji midir nedir bilmiyorum fakat spiritüel bir şey olduğu muhakkak. Tribündeki sen, sahaya eğer “Kazanın! Nasıl olursa olsun kazanın! Ağzını burnunu kırın o futbolun, rakibin yeter ki kazanın!” sinyalini verirsen sahadaki adam da buna yerinde davranmaya başlıyor. Halbuki sen taraftarsın. Futbolcu, hakem, teknik direktör, malzemeci, güvenlik görevlisi, gişe çalışanı, büfeci vs. aklına gelen kim varsa profesyonelliği gereği o gün orada. Sen ise profesyonel değilsin. (bazı kerameti kendinden menkul taraftar grubu liderleri olan vasıfsızlar dışarıda natürel… Onlar profesyonelliğin belki de en kirli yerinde duruyorlar. Fiziksel, manevi kazanç için sevgilerini satıyorlar.) Taraftar profesyonel olamaz çünkü. Bu sene Fener’i desteklerken seneye Beşiktaş’ı desteklemezsin. O süre, para verip satın aldığın bir eğlencenin tadını çıkartmak varken bütün hayatını etkileyecek dek sinire, strese kesmenin anlamı ne?

Olur Ya biz taraftarlara da futbolun gerçekte fena halde eğlenceli bir oyun olduğunu hatırlatan bir Roy Şehir lazımdır. Ola Ki, önce biz bunun farkına varırsak futbolun profesyonel unsurları da bunun farkına varabilirler.

“2. Hafta oldu hala maç yazmadın düdük! Ne yazıyon sen?” diyenlere gelsin. Altay ve Denizli hocam şaşırtıyor. Bu kadar son dakika 72 memleketten transferden sonradan beklemiyordum ne yalan söyleyeyim, bakalım haftaya birincil ciddi (yarı diğerleri gazozunaydı) maçlarında ne yapacaklar? Yayıncı kuruluş da özetleri 4 dakikaya çıkartmış ARO. Haftaya 5 dakikaya çıkartırsanız daha da inanılmaz ve optimal olur sayın yayıncı kuruluş. Öptüm kib.

Yorum yapın