Büyük Mustafa

author

SERKAN ALTUNİĞNE

2021.09.30 10:12

3-0 mağlup olduğu birincil Xamax maçının ardındaki rövanş için “Biz bu takımı İstanbul’da 5-0 yeneriz!” demişti, bu O’nun meydan okuyan birisi olduğunu en net anlatan ifadelerden biri olarak hafızalara kazındı. Hayatı her tarafında meydan okudu Mustafa Denizli, futbolculuğunda İstanbul takımlarına meydan okudu çok istenmesine karşın gitmeyerek. Sadece son senesinde Galatasaray’a geldi ve o da bir başka meydan okumanın başlangıcı içindi.

Teknik direktörlüğü vaktinde da defalarca meydan okudu. Önce Galatasaray’ın başına geçti 90 puanla kazanan oldu (Geçen yıl 40 maçlık ligin şampiyonu 84 puan toplamıştı mesela) sonradan Şampiyon Kulüpler kupasında sözde final oynadı, istese en azından 1 yıl daha takımın başında durabilecekken Almanya 2. Ligine gitti. İngiltere’den 8 tane yiyen milli takımın başına geçti. Kendisi de 8 yedi lakin futbol mentalitesinden vazgeçmedi. Kalktı Kocaelispor’a gitti.

Oradan tekrar milli takımın başına geçti Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek final oynadı. Muadillerinin asla yapmaya cesaret edemeyeceği bir şeyi yaptı, Galatasaray’dan sonra Fenerbahçe’nin de başına geçti. 5 sene daha sonra efsane Galatasaray’dan şampiyonluğu aldı. Oradan İran’a gitti döndü bu sefer de Beşiktaş’ın başına geçti. İlk yarıyı 6. bitirdiği ligde “26. hafta görüşürüz” dedi sezonu şampiyon bitirdi. Sıhhat sorunları yüzünden teknik adamlığa ara verdi lakin İran’dan yeni bir meydan okuma fırsatı gelince her tarafta gitti. Yıllar sonra tarihin en fena Galatasaray başkanı ve kadrolarından birinin başına da tekrar meydan okurcasına geçti. Takıma aldırdığı Donk bu sezon başına değin takımın en kilit oyuncularından biri oldu, alındığı anda herkesin “bu kazmatorun ne işi var yaa?” dediği halde. Bütün bundan böyle ekip falan çalıştırmaz illaki derken futbola başladığı, “Büyük Mustafa” lakabını kazandığı Altay’a yeni bir meydan okuma için geri döndü. Süper Lig’den yıllardır uzak olan Altay hiç değilse play-off’lara kalıp yükselmek istiyordu. Büyük Mustafa Altay’ı aldı lige çıkarttı. Bu hafta sonu ise sezonun mutlak favorilerinden biri olan Beşiktaş’ı yendi ve bir günlüğüne dahi olsa lider oldu.

Muadillerinin tersine “bir kere büyük ekip çalıştırdım artık muhakkak bir seviyenin altında çalışmam” demedi Mustafa Denizli. Garantici de olmadı. 1-2 tanesi hariç bütün teknik direktörlük deneyimlerinde defalarca elini taşın altına soktu. her zaman mütevaziydi hala da pek. Durup racon kestiğini sesini yükselttiğini görmemişsinizdir duymamışsınızdır. Arada sinirlenip “İçimizdeki İrlandalılar!” sözde söylemleri olur lakin onları bile katiyen muhakkak bir tonun üstünde dile getirmez. Egemen elde etmek için sesini yükseltme, tavrını sertleştirme gereği duymaz. Allah Vergisi dominanttır. Sevmeyeni vardır elbet lakin dehşet edeni yoktur. En azından teknik direktörlüğünü beğenmeseler de “Aaa efendi adamdır derhal yukarıda allah var.” derler. 5 yıldır kazanan olamayan takımı kazanan yapar da “Takımı sen mi şampiyon yaptın zannediyorsun?” diye kendisi üstünde tahakküm kurmaya çalışan kerameti kendinden menkul başkanlara “Ne diyorsun lan sen denişik?” demez. Efendidir. Kazanmayı da kaybetmeyi de güzel becerir. Kazanırken ne dek kaliteliyse kaybederken de pek kalitelidir. İnsandır sonuç olarak, ara ara elbet O da saçmalar fakat hep kesin bir aralıkta tutmayı başarır saçmalamalarını içinde bulunduğu futbol endüstrisinin diğer aktörlerine göre. Rakibine saygı duyar, kendisine saygı duyulmasını da ister elbet. Rakibi kendisine saygı duymazsa “Canları sağolsun” deyip geçecek bir insandır Mustafa Denizli.

Kariyeri kendisinden daha aydınlık olan teknik adamlar vardır ve olacaktır kesinlikle fakat kendisi değin meydan okuyan bir diğer teknik direktör ve futbolcu gelir mi ya da en azından biz görür müyüz hayat süremizde bilemiyorum. Bu zamanda Anadolu’da 1 sezon parlayan kendini İstanbul’a atıyor, bir defa büyük takım çalıştırıp rastlantı sonucu kazanan olan kendisine “hocaların hocası!” diye kart bastırıyor az kalsın. Fakat işte “Büyük Mustafa” o kadar kolay olunmuyor.

Yorum yapın